Onkoloji bölümü çok acayip 1 şey.. kimsenin kendini daHa acılı bulmadığı ya da başkasına acıyamadığı 1 yer. HErkEs aynı eşikte.
Dün yine annemin tedavi günüydü. Hastaneye gittik. Çok sıkıntılı bir süreç. Sadece dua edebiliyorsunuz ve anlayışlı olmak zorundasınız. Gerçekten yaşamayanın anlamaya çalıştığı ama asla tam olarak anlayamayacağı bir durum kanserle yaşamak. Hemen hemen her gün bu hastalıkla ilgili bir haber alıyoruz ve ailesinden, yakınlarından birinin başına gelmemiş kimse pek kalmadı.
Ben bunu defalarca yaşamış insanlardan biriyim. Yaklaşık 22 sene önce amcam kansere yakalanmıştı. Ölmek üzere, demişlerdi. Babam da o sırada kontrole girmişti ve onun da bu hastalığın pençesine yakalandığını öğrendik. Amcam hastalığa yakalandıktan sonra yedi sene daha yaşadı ama babamı 3,5 ay içinde kaybettik. HEnüz 15 yaşındaydım. Halamı da kanserden kaybettik. Babaannemi tanımadım ama o da rahim kanserinden ölmüş. 21 yaşındayken veremden ölen oğlunun acısına dayanamamış. Anneannem de yıllardır böbrekten hasta olduğu halde korktuğu için doktora gitmediğinden kansere dönüşen hastalığına yenildi. Diğer bir amcam da kanserden öldü. Bu listeye bakınca endişe yerleşiyor insana. Hastane kontrollerine gidildiğinde eskiden "Ailede şeker, kalp, tansiyon rahatsızlığı var mı?" diye sorarlardı. Bir gün kanseri de eklediler bu soruya ve o gün bana bir şey saplandı.
Yaklaşık bir buçuk yıl önce annem göğüs kanserine yakalandı, tedavisi başladı. Metastaz yaptı. Tedavisi devam ediyor. Tüm benliğimle inanıyorum ki iyileşecek. Bu süreç içinde üç haftada bir hastaneye gidiyoruz, testler yapılıyor, ilaçlar veriliyor.
Onkoloji bölümüne her gittiğimizde biliyoruz ki oraya gelen herkes bu hastalıkla mücadele ediyor. Kanser orada sıradan bir şey. Kendinizi acındıracağınız ya da kendinize acıyabileceğiniz bir yer değil. Beklerken insanlarla sohbet ediyorsunuz. Hepsinin hastalığının bir hikayesi var. Birbirinize acil şifalar diliyorsunuz. Öylesi karanlık bir yerde en önemli şey 'UMUT'. Umutsuz asla olmaz. Çekilen acılar çok zor. Gündelik hayatınızı yaşarken duygularınızı saklamamalı, ağlayabilmelisiniz falan filan ama orada asla ağlamamalısınız eğer ki bir hasta yakınıysanız. Duygularınızı kontrol edebilmelisiniz. Edemiyorsanız da orada öğrenirsiniz. Kişiden zorla koparılmaya çalışılan hayat için direnme gücü vermelisiniz. Aynı zamanda direnmelisiniz de.. Kanserli biriyle yaşamak çok zor çünkü asla onun içinde kopan fırtınaları tam olarak onun gibi yaşayamıyorsunuz ve o fırtınalar sizi de savuruyor. Sımsıkı tutunmalısınız. Ben şahsen spor yapmanızı öneriyorum. Bazen direnciniz azalabilir, tolerans sıfır dolaylarında gezinebilir, anlayışınız kıtlaşabilir. Silkinin ve kendinize gelin.
Dün annemin tedavisi bittikten sonra aşağı indik. Kardeşimi bekliyorduk. Bir gece öncesi uykumu alamadığım için çok yorgundum ve oturacak bir yer aradım. Belki de otuzdan fazla insan giriş- çıkış bölümünü doldurmuşlardı. Üzerlerine derin bir karanlık çökmüş gibiydi. Böyle durumlarda ilk aklıma gelen annem oluyor, durumu fark etmemesini diliyorum çünkü yapabileceği bir şey yok ve onun kesinlikle üzülmemesi gerekiyor. Bekleyen insanlar birbirlerine benziyorlardı, demek ki büyük iHtimalle bir akrabaları için oradalardı. Çoğunun gözleri yaşlıydı. Bu arada annem de danışmadaki kızla sohbet ediyordu. Tabii ki ortak noktaları kanserdi. Kızın da annesi kanser tedavisi görüyormuş. Bir ara annemin telefonu çalınca danışmadaki kıza sessizce sordum bekleyenleri. Bu tarz soruları sorarken bir sürü iHtimal geçti aklımdan. Hastalık mı, kaza mı, kaç yaşında, o mu, bu mu? 1987 doğumlu gencecik bir kız kan kanseriymiş ve yoğun bakımdaymış. İçimden bir 'Of!' çektim ki ama kimse duymadı. Ağladım hatta yine içimden. Koltuklardan biri boşaldı, annemi oturttum. Tabii ki annem hemen yanındaki kadına sordu oysa ben danışmadaki kızdan öğrendiklerimi anneme söylemeyecektim. Kadın da anlattı. Kızcağızın abisinden uygun ilik bulunmuş. Birbirlerine acil şifalar dilediler. Bir dahaki gidişimizde kızcağızın durumunu soracağım.
Bundan bir kaç ay önce onkolojide yaşlı bir adam vardı, kızı bile yaşlıydı, düşünün artık. Karısına döndü ve "Hadi biz yaşlıyız anlıyorum da ne kadar çok genç insan var bu hastalığa yakalanan, "dedi. Doğru dedi; ne kadar çok insan var bu hastalığa yakalanan. Hepsine tek tek acil şifalar diliyorum.
03 Mart 2012
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder